Dijitalleşmenin hız kazanmasıyla birlikte kişisel verilerin korunması, bireyler açısından hayati bir öneme ulaşmıştır. Günümüzde birçok vatandaş, farkında olmadan kişisel verilerini üçüncü kişilerin erişimine açmakta ve bu veriler yasa dışı bahis siteleri, dolandırıcılık şebekeleri ve suç örgütleri tarafından kullanılmaktadır.
Kişisel verilerin ele geçirilme yöntemleri oldukça çeşitlidir. Sahte e-postalar (phishing), zararlı mobil uygulamalar, güvenli olmayan internet siteleri, sosyal medya üzerinden yapılan yönlendirmeler ve hatta sahte çağrı merkezleri bu yöntemlerin başında gelmektedir. Bu yollarla elde edilen T.C. kimlik numarası, telefon bilgisi, banka hesapları veya sosyal medya erişimleri; yasa dışı bahis hesapları açmak, para transferi yapmak, suç gelirlerini aklamak gibi ciddi suçlarda kullanılabilmektedir.
En tehlikeli sonuçlardan biri, vatandaşın bilgisi dışında adına işlem yapılmasıdır. Bu durum, mağdur kişilerin ilerleyen süreçte savcılık soruşturmaları, banka incelemeleri ve cezai şüphelerle karşı karşıya kalmasına neden olabilmektedir. Oysa birçok olayda kişi, yalnızca bir linke tıklamış veya güvenilir sandığı bir platforma bilgilerini girmiştir.
Bu nedenle vatandaşların;
-
Bilinmeyen bağlantılara tıklamaması,
-
Resmî olmayan uygulamalara kişisel veri izni vermemesi,
-
Kimlik ve banka bilgilerini dijital ortamda paylaşmaması,
-
İki aşamalı doğrulama sistemlerini aktif kullanması
büyük önem taşımaktadır.
Türk hukukunda kişisel verilerin hukuka aykırı olarak ele geçirilmesi ve kullanılması cezai yaptırımlara tabidir. Ancak en etkili koruma yolu, henüz zarar doğmadan önleyici bilinç oluşturmaktır.
Dijital dünyada güvenliğinizi sağlamak, hem malvarlığınızı hem de hukuki itibarınızı korumak anlamına gelir.